Türkiye'de 10 milyon kişinin aşılanması gerekiyor
İSTANBUL - Son yıllarda aşılara karşı yaygın bir karalama kampanyası yürütüldüğünü belirten İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Viroloji ve İmmünoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Selim Badur, “Yaratılan sistematik bilgi kirliliği ile sadece grip aşısı değil bütün aşılar hedef alındı. Özellikle geçtiğimiz yıl grip pandemisi nedeniyle aşılar yoğun şekilde gündeme geldi. Bu süreçte medyada aşılarla ilgili pek çok olumsuz habere şahit olduk. 'Aşılar cıva zehirlenmesine neden oluyor' gibi pek çok gerçek dışı haber nedeniyle insanlar aşıdan korkar hale getirildiler” dedi.
Geçtiğimiz yıl grip nedeniyle resmi rakamlara göre 656 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Prof. Dr. Badur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kişiler aşılansa yaşamını yitirmeyecekti. Ancak yaratılan bilgi kirliği nedeniyle insanlar neye inanacakları şaşırdı. Gelişmelerin en başında grip pandemisinin önemli olduğunu; hızla yayıldığını dile getirdik. Gelişmeleri yakından izleyerek ciddi önlemler alınması için bütün kesimlerle birlikte harekete geçtik. Olası risklere karşı en iyi ve en kötü senaryolar hazırlandı. Enfekte olanların sayısı 11 milyon buldu ve 656 hayatını kaybetti. Ancak bu rakam 6 bin yada 60 bin de olabilirdi. Biz doğal olarak en kötü senaryoya göre hazırlandık. Virüsün yapısı değiştirirse veya ölümcüllüğü artarsa sağlık sistemi bunun altından kalkamaz dedik. Bunun böyle olmamasına benim üzüleceğimi düşünenler yanılıyorlar. Ben haklı çıkmadım ve seviniyorum. Çok daha olumsuz bir tabloyla karşılaşmadık, fakat bu benim haksız olduğumu göstermez.”
Suçlamaların başında adjuvanlar geliyor
Aşılarla ilgili suçlamaların başında adjuvanların zararlı olduğu yönündeki yanlış haberlerin geldiğini dile getiren Prof. Dr. Badur, “Yine aşılar içerisinde koruyucu madde olarak cıva bulunduğu ve bunun, çıva zehirlenmesine yol açtığı gibi söylentiler dolaştı. Aşılanan çocukların cıva zehirlenmesi yaşadığı ve aşıların büyük firmaların oyunu olduğu gibi komplo teorileri bile popüler oldu. Aşıların pek çok hastalığa neden olduğu yolundaki bilim dışı iddialar gündeme gelen başlıca haberler arasındaydı. Aşıların otizm gibi hastalıklara neden olduğunu savunanlar nedense bunun ispatı için hiçbir bilimsel kanıt gösterme gereği duymadılar. Bütün bu iddialarla ilgili temel bazı cevaplar vermek istiyorum. Öncelikle adjuvanlardan başlayalım, neden aşıların içinde adjuvan kullanılır. Eskiden mikro organizmalar alınır ve bunlar öldürülüp aşı olarak kullanırlardı. Ancak yan etkileri fazla olduğu için saflaştırılma yoluna gidildi. Ancak saflaştırma işlemi ile koruyuculuk özelliğinde bir azalma olduğu görüldü. Kaybedilen özelliği tekrar yerine koymak için adjuvan dediğimiz bir takım immün sistemi güçlü kılıcı maddeler eklendi” diye konuştu.
Cıva zehirlenmesi söz konusu değil
Adjuvanların yarım yüz yıldan daha fazla bir süredir kullanılmakta olduğunu ancak bu güne kadar kanıtlanmış hiçbir adver etkisinin saptanamadığını belirten Prof. Dr. Badur, şu bilgileri verdi: “Aşıların cıva zehirlenmesine yol açtığı gibi bir iddia da vardı. Bilindiği gibi insanlarda cıva birikimine, cıva zehirlenmesine yol açan metil merkürdür. Etil Merkür ise yani tiomersalin parçalanması sonucu ortaya çıkan cıva türevi herhangi bir toksisitesi bulunmayan maddedir. Güvenli şekilde çok dozlu aşılarda kullanılır. Peki etil Merkür yani cıva, zehirlenmesine neden olur mu? Hayır olmaz, çünkü çok çabuk vücuttan atılmakta ve aşılarda miktar olarak tek doz içerisinde 25 mikro gram cıva vardır. Buna karşılık hayvan deneylerinde cıva maruziyeti olanlar içinde kan cıva düzeyine baktığınızda herhangi bir reaksiyon ancak 2 bin mikro gramda ortaya çıkıyor. Toksikasyonun ortaya çıkması için bir çocuğun aynı günde 150 farklı aşı uygulanması gerekir. Bunun mümkün olmadığı aşikar.”
Türkiye'de 10 milyon kişinin grip aşısı olması gerekiyor
Grip aşısının öneminin yeterince anlaşılamadığını dile getiren Prof. Dr. Selim Badur, Türkiye'de çeşitli yaş ve risk gruplarından yaklaşık 10 milyon kişinin grip aşısı olması gerektiğini ancak gerçekleştirilen aşılamanın sadece 2,5 milyon dozda kaldığını belirtti. Gribin ölümcül komplikasyonlar yaratabilen son derece ciddi bir sorun olduğunu söyleyen Prof. Dr. Badur, “Grip insan sağlığına, toplumsal yaşama ve ekonomiye son derece ağır darbeler indirebilmektedir. Ancak gribin önemi Türkiye'de yeterince anlaşılmış değil. Ülkemizde çeşitli yaş ve risk gruplarından yaklaşık 10 milyon kişinin grip aşısı olması gerekiyor. Türkiye'de aşılanma oranı olması gerekenden çok daha düşük. Sağlık Bakanlığı'nın bütün çabalarına rağmen istenilen rakamlara henüz ulaşılamadı. Bakanlık bu amaçla 'Erişkin Bağışıklama Takvimi' yayınladı. Böylece 65 yaş üstü ve her yaştan kronik hastalıkları olan kişilerin mutlaka grip aşısı olması önerisinde bulundu” dedi.
Özellikle risk grubunda bulunan kişilerde gribin ciddiye alınması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Badur, “Grip kronik hastalığı bulunan yada 65 yaş üstü kişilerde önemli komplikasyonlara neden olabilmekte ve yüksek mortalite oranlarıyla seyretmektedir. Ayrıca iş yerlerinde ortaya çıkan grip salgınları ciddi boyutlarda ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu durumda aşı konusunda toplumun gerçekçi verilerle bilgilendirilmesi ve risk gruplarının duyarlı hale getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca sağlık çalışanlarının bilgilerinin güncelleştirilmesi de önemlidir.”
Risk gruplarında grip aşısının önemi
Sağlık Bakanlığı 2004 yılından beri risk gruplarına ücretsiz grip aşısı yapılması için gerekli önerilerde bulunuyor. Ancak, ülkemizde risk gruplarının bu olanaktan yararlanma oranları çok düşüktür. Bakanlığın verilerine göre Türkiye'de risk grubundan bireylerin sayısı 10 milyon kadardır. Buna karşın 2007 - 2008 sezonunda grip aşısı tüketimi 2,5 milyon doz olarak gerçekleşmiş ve bu sayının ancak yarısı risk grubu üyelerine aittir. Risk grubundan kişiler arasında gribin yüksek mortalite oranları ile seyrettiği yıllardır bilinen bir gerçektir. Bu gruptan kişiler grip nedeniyle yaşamlarını yitirmekte; süreğen hastalığı olanlarda dekompansasyon sorunu ortaya çıkmakta ve hastalıkları ağırlaşmaktadır.
Ülkemizin de dahil olduğu kuzey yarımküre ülkelerinde grip aşısı sonbahar-kış aylarında yani grip sezonu başlangıcında uygulamaya girer. Ancak genel olarak aralık ayına kadar aşının uygulandığını, daha sonra "grip aşısı mevsimi bitti" varsayımından hareketle aşının uygulanmadığını görmekteyiz; aslında grip sürveyansı çalışmaları ülkemizde grip mevsimin ileri tarihlere, nisan ayı sonuna dek sarktığını göstermektedir. Bu nedenle ekim-aralık döneminde aşıyı yaptırmamış olanların mart ayı sonuna kadar gerektiğinde aşı yaptırabilecekleri kabul edilmektedir.
Gelişmiş ülkelerde grip salgınlarının toplumsal boyutu hesaplanırken konunun ekonomik yönü de değerlendirilmektedir. Ne yazık ki ülkemizde gribin yol açtığı ekonomik kayıpları irdeleyen bir çalışma yapılmamıştır. Ancak ilaç-muayene gibi direkt giderlerin yanı sıra, çok daha önemli oranlara sahip dolaysız giderlerin, yani iş gücü ve üretim kayıpları göz önüne alındığında gribin ülkemizde de nelere mal olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu hesaplamalar yapıldığında grip aşısı uygulamasının yararı bu açılardan da kabul görecektir.
İSTANBUL - Son yıllarda aşılara karşı yaygın bir karalama kampanyası yürütüldüğünü belirten İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Viroloji ve İmmünoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Selim Badur, “Yaratılan sistematik bilgi kirliliği ile sadece grip aşısı değil bütün aşılar hedef alındı. Özellikle geçtiğimiz yıl grip pandemisi nedeniyle aşılar yoğun şekilde gündeme geldi. Bu süreçte medyada aşılarla ilgili pek çok olumsuz habere şahit olduk. 'Aşılar cıva zehirlenmesine neden oluyor' gibi pek çok gerçek dışı haber nedeniyle insanlar aşıdan korkar hale getirildiler” dedi.
Geçtiğimiz yıl grip nedeniyle resmi rakamlara göre 656 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Prof. Dr. Badur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kişiler aşılansa yaşamını yitirmeyecekti. Ancak yaratılan bilgi kirliği nedeniyle insanlar neye inanacakları şaşırdı. Gelişmelerin en başında grip pandemisinin önemli olduğunu; hızla yayıldığını dile getirdik. Gelişmeleri yakından izleyerek ciddi önlemler alınması için bütün kesimlerle birlikte harekete geçtik. Olası risklere karşı en iyi ve en kötü senaryolar hazırlandı. Enfekte olanların sayısı 11 milyon buldu ve 656 hayatını kaybetti. Ancak bu rakam 6 bin yada 60 bin de olabilirdi. Biz doğal olarak en kötü senaryoya göre hazırlandık. Virüsün yapısı değiştirirse veya ölümcüllüğü artarsa sağlık sistemi bunun altından kalkamaz dedik. Bunun böyle olmamasına benim üzüleceğimi düşünenler yanılıyorlar. Ben haklı çıkmadım ve seviniyorum. Çok daha olumsuz bir tabloyla karşılaşmadık, fakat bu benim haksız olduğumu göstermez.”
Suçlamaların başında adjuvanlar geliyor
Aşılarla ilgili suçlamaların başında adjuvanların zararlı olduğu yönündeki yanlış haberlerin geldiğini dile getiren Prof. Dr. Badur, “Yine aşılar içerisinde koruyucu madde olarak cıva bulunduğu ve bunun, çıva zehirlenmesine yol açtığı gibi söylentiler dolaştı. Aşılanan çocukların cıva zehirlenmesi yaşadığı ve aşıların büyük firmaların oyunu olduğu gibi komplo teorileri bile popüler oldu. Aşıların pek çok hastalığa neden olduğu yolundaki bilim dışı iddialar gündeme gelen başlıca haberler arasındaydı. Aşıların otizm gibi hastalıklara neden olduğunu savunanlar nedense bunun ispatı için hiçbir bilimsel kanıt gösterme gereği duymadılar. Bütün bu iddialarla ilgili temel bazı cevaplar vermek istiyorum. Öncelikle adjuvanlardan başlayalım, neden aşıların içinde adjuvan kullanılır. Eskiden mikro organizmalar alınır ve bunlar öldürülüp aşı olarak kullanırlardı. Ancak yan etkileri fazla olduğu için saflaştırılma yoluna gidildi. Ancak saflaştırma işlemi ile koruyuculuk özelliğinde bir azalma olduğu görüldü. Kaybedilen özelliği tekrar yerine koymak için adjuvan dediğimiz bir takım immün sistemi güçlü kılıcı maddeler eklendi” diye konuştu.
Cıva zehirlenmesi söz konusu değil
Adjuvanların yarım yüz yıldan daha fazla bir süredir kullanılmakta olduğunu ancak bu güne kadar kanıtlanmış hiçbir adver etkisinin saptanamadığını belirten Prof. Dr. Badur, şu bilgileri verdi: “Aşıların cıva zehirlenmesine yol açtığı gibi bir iddia da vardı. Bilindiği gibi insanlarda cıva birikimine, cıva zehirlenmesine yol açan metil merkürdür. Etil Merkür ise yani tiomersalin parçalanması sonucu ortaya çıkan cıva türevi herhangi bir toksisitesi bulunmayan maddedir. Güvenli şekilde çok dozlu aşılarda kullanılır. Peki etil Merkür yani cıva, zehirlenmesine neden olur mu? Hayır olmaz, çünkü çok çabuk vücuttan atılmakta ve aşılarda miktar olarak tek doz içerisinde 25 mikro gram cıva vardır. Buna karşılık hayvan deneylerinde cıva maruziyeti olanlar içinde kan cıva düzeyine baktığınızda herhangi bir reaksiyon ancak 2 bin mikro gramda ortaya çıkıyor. Toksikasyonun ortaya çıkması için bir çocuğun aynı günde 150 farklı aşı uygulanması gerekir. Bunun mümkün olmadığı aşikar.”
Türkiye'de 10 milyon kişinin grip aşısı olması gerekiyor
Grip aşısının öneminin yeterince anlaşılamadığını dile getiren Prof. Dr. Selim Badur, Türkiye'de çeşitli yaş ve risk gruplarından yaklaşık 10 milyon kişinin grip aşısı olması gerektiğini ancak gerçekleştirilen aşılamanın sadece 2,5 milyon dozda kaldığını belirtti. Gribin ölümcül komplikasyonlar yaratabilen son derece ciddi bir sorun olduğunu söyleyen Prof. Dr. Badur, “Grip insan sağlığına, toplumsal yaşama ve ekonomiye son derece ağır darbeler indirebilmektedir. Ancak gribin önemi Türkiye'de yeterince anlaşılmış değil. Ülkemizde çeşitli yaş ve risk gruplarından yaklaşık 10 milyon kişinin grip aşısı olması gerekiyor. Türkiye'de aşılanma oranı olması gerekenden çok daha düşük. Sağlık Bakanlığı'nın bütün çabalarına rağmen istenilen rakamlara henüz ulaşılamadı. Bakanlık bu amaçla 'Erişkin Bağışıklama Takvimi' yayınladı. Böylece 65 yaş üstü ve her yaştan kronik hastalıkları olan kişilerin mutlaka grip aşısı olması önerisinde bulundu” dedi.
Özellikle risk grubunda bulunan kişilerde gribin ciddiye alınması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Badur, “Grip kronik hastalığı bulunan yada 65 yaş üstü kişilerde önemli komplikasyonlara neden olabilmekte ve yüksek mortalite oranlarıyla seyretmektedir. Ayrıca iş yerlerinde ortaya çıkan grip salgınları ciddi boyutlarda ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu durumda aşı konusunda toplumun gerçekçi verilerle bilgilendirilmesi ve risk gruplarının duyarlı hale getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca sağlık çalışanlarının bilgilerinin güncelleştirilmesi de önemlidir.”
Risk gruplarında grip aşısının önemi
Sağlık Bakanlığı 2004 yılından beri risk gruplarına ücretsiz grip aşısı yapılması için gerekli önerilerde bulunuyor. Ancak, ülkemizde risk gruplarının bu olanaktan yararlanma oranları çok düşüktür. Bakanlığın verilerine göre Türkiye'de risk grubundan bireylerin sayısı 10 milyon kadardır. Buna karşın 2007 - 2008 sezonunda grip aşısı tüketimi 2,5 milyon doz olarak gerçekleşmiş ve bu sayının ancak yarısı risk grubu üyelerine aittir. Risk grubundan kişiler arasında gribin yüksek mortalite oranları ile seyrettiği yıllardır bilinen bir gerçektir. Bu gruptan kişiler grip nedeniyle yaşamlarını yitirmekte; süreğen hastalığı olanlarda dekompansasyon sorunu ortaya çıkmakta ve hastalıkları ağırlaşmaktadır.
Ülkemizin de dahil olduğu kuzey yarımküre ülkelerinde grip aşısı sonbahar-kış aylarında yani grip sezonu başlangıcında uygulamaya girer. Ancak genel olarak aralık ayına kadar aşının uygulandığını, daha sonra "grip aşısı mevsimi bitti" varsayımından hareketle aşının uygulanmadığını görmekteyiz; aslında grip sürveyansı çalışmaları ülkemizde grip mevsimin ileri tarihlere, nisan ayı sonuna dek sarktığını göstermektedir. Bu nedenle ekim-aralık döneminde aşıyı yaptırmamış olanların mart ayı sonuna kadar gerektiğinde aşı yaptırabilecekleri kabul edilmektedir.
Gelişmiş ülkelerde grip salgınlarının toplumsal boyutu hesaplanırken konunun ekonomik yönü de değerlendirilmektedir. Ne yazık ki ülkemizde gribin yol açtığı ekonomik kayıpları irdeleyen bir çalışma yapılmamıştır. Ancak ilaç-muayene gibi direkt giderlerin yanı sıra, çok daha önemli oranlara sahip dolaysız giderlerin, yani iş gücü ve üretim kayıpları göz önüne alındığında gribin ülkemizde de nelere mal olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu hesaplamalar yapıldığında grip aşısı uygulamasının yararı bu açılardan da kabul görecektir.
