Öncelikle Gastrit ile başlayalım. Gastritin en önemli nedeni Helicobacter Pylori dediğimiz midede yaşayan bakteri. Bu bakteriyi taşıyan her insanda gastrit vardır. Bakterinin sıklığına baktığımızda ise en iyimser rakamlar ile ülkemizde yaşayan insanların %70'inde bu bakteri var, dolayısıyla ülkemizde gastrit sıklığı en az %70. Ancak şunu belirtmemiz gerekiyor, gastriti olan her hastada mide şikayetleri olmuyor. Ayrıca mide şikayetleri olan kişide bunu gastrit ile ilişkilendirmemeli, diğer mide şikayeti nedenleri de araştırılmalıdır. Çünkü ülkemizde tetkik yapılmadan gastrit teşhisi konulan hastaların çoğunda neden reflü hastalığı, daha az sıklıkla da ülser hastalığı söz konusudur.
Mide şikayeti ile bize başvuran hastalardaki şikayetleri basitçe üç guruba ayırabiliriz:
Birincisi, özellikle yemeklerden sonra olan midenin üst bölgesinde hissedilen ve göğüse doğru yayılan yanma hissi ile ağza ekşi acı su gelmesi. Bu şikayetler hemen aklımıza reflü hastalığını getirir. Bu şikayetler genellikle antiasid dediğimiz çiğneme tabletler ile hemen geçer.
İkinci gurup şikayet ise mide bölgesinde duyulan, hastayı gece derin uykudan da uyandırabilen ağrılar. Bu ağrı öncelikle akla ülser hastalığını getirir. Tabii ülser dışındaki nedenlere bağlı benzer ağrı da olabilir.
Üçüncü guruptaki şikayetler ise özellikle yemeklerden sonra ortaya çıkan şişkinlik, erken doyma gibi şikayetlerdir. Biz bu şikayetler olduğunda Dispepsi'yi düşünürüz. Ülser ve Reflü dışlandı ise genellikle hastalardaki bu şikayetler Dispepsi ile ilişkilidir. Dispepsili hastaların çok küçük bir gurubunda Helicobakter tedavisi ile düzelme sağlanabilir. Diğer hastalarda ise şikayetler çok farklı nedenlere bağlı olabilir. Karaciğer, safra yoları, pankreas hatta kalp hastaları bile benzer şikayetler ile başvurabilir. Ayırım iyi bir sorgulama, muayene ve gerekli tetkikler ile yapılır.
-Ülkemizde Reflü, Gastrit ve Ülserin Rakamsal Anlamda Görülme Sıklıığı Nedir ?
Reflü hastalığı dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de sık görülür. Toplumumuzda yaşayan insanların yaklaşık %20'sinde sık reflü şikayetleri olduğunu söyleyebiliriz yani her beş kişiden birinde. Ülser hastalığı ise reflü hastalığına göre daha az sıklıkla görülmektedir. Ayrıca hastalığın sıklığı da giderek azalmaktadır. Bunun başlıca iki nedeni var; biri ülserin en önemli nedeni olan Helicobacter Pylori mikrobu sıklığının azalması, diğeri ise mide asidini azaltan güçlü ilaçların yaygın kullanımıdır. Mide şikayetleri ile bize müracaat eden hastaların yaklaşık yarısında ağrıyı izah edecek bir durum tespit edemiyoruz, bu duruma fonksiyonel dispepsi diyoruz. Yani hastada şikayetleri izah edecek gözle görülür, muayenede bulunan yada tahliller ile ortaya çıkarılabilen bir durum tespit edemiyoruz. Bu hastaların çoğu gastrit olarak tanımlanmış hastalardır.
-Dünyadaki Durum Nedir?
Genelde geri kalmış toplumlarda ülser ve mide kanseri sık görülmektedir. Gelişmiş toplumlarda bakteriye bağlı ülser ve mide kanseri sıklığı azalmaktadır. Reflü hastalığı ve bununla ilişkili olabilen yemek borusunun alt tarafından kaynaklanan kanserler ise gelişmiş toplumlarda daha sık görülüyor. Ülkemizin sosyo-ekonomik gelişimi ile birlikte ülkemizdeki mide hastalıkları da değişiyor. Ülser ve mide kanseri azalıyor buna karşılık reflü hastalığı artıyor. Ancak ülkemizde reflü hastalığı artmakla birlikte genelde hafif seyretmekte ve tedavisi kolay olmaktadır. Reflü sıklığı bakımından gelişmiş ülkelerden bir fark yok. Ülser sıklığı bakımından da fark yok.
-Reflünün Son Dönemde Bu Kadar Yaygınlaşmasının En önemli Nedeni Nedir? Beslenme, Çevre vs?
Reflü hastalığının neden arttığı konusunda birçok etken ileri sürülmektedir. Bunlar içinde beslenme alışkanlıklarının değişmesi, insanların daha çok yemesi, alınan yağ miktarının artması ve bunların sonucunda şişmanlama ile yaşam tarzındaki değişikliklerin oluşturduğu stres öncelikle sayılabilir. Tartışmalı olan bir neden de Helicobacter Pylori mikrobunun azalmasıdır. Bakteri azaldıkça reflünün arttığı ileri sürülmektedir. Ancak bu konuda tartışmalar mevcuttur. Bir diğer neden ise hastalığın daha iyi öğrenilmesi, daha önce genelde gastrit diye tanımlanan şikayetlerin reflü ile ilgili olduğunun öğrenilmesi ve insanların yaşam kalitelerinin artması ile şikayetleri daha çok önemsemesi nedeniyle teşhisin daha sık konulması olabilir.
-Bu Rahatsızlıkların Tedavilerinde Farklılık Var mı?
Yukarıda belirttiğimiz gibi, gastrit tanısı konulan hastada ya da gastriti olduğunu ifade eden kişide doğru teşhisi koymak gerekir. Genelde gatrit teşhisi olan kişilerde sıklıkla reflü hastalığı söz konusudur. Reflü hastalığında ilaç tedavisi ile şifa sağlamak yani hastalığı bitirmek mümkün değildir, ancak kişi şikayetleri arttıran durumlardan kaçınır ve gerektiği zamanlarda ilaçlarını kullanır ise sorun olmaz. Ülser hastalığında ise durum farklı, ülserin nedeni yaklaşık %75 olasılıkla bakteri, dolayısıyla bakteri tedavi edilirse ülser sorunu ortadan kalkar. Ancak bakteri dışında ülserin bir diğer önemli nedeni ise aspirin ve ağrı kesici ile diğer romatizma ilaçlarıdır. Ülseri olan hastada bakteri yok ise ülserin nedeni büyük olasılıkla bu ilaçlardır. Bu nedenle mide şikayetleri olan hastalar bu ilaçlardan kaçınmalı, mutlak gereksinim olmadığı sürece bu ilaçları kullanmamalıdırlar.
-Ülserin İyileşme Olasılığı Nedir?
%100'dür. Günümüzdeki etkin asid baskılayıcı ilaçlar ile ülser iyileşir. Bu ilaçlar reflü için de kullanılmaktadır. Ülser iyileştikten sonra tekrar nüksedebilir. Nüksü engellemek için nedeni ortadan kaldırmak gerekir. Yukarıda belirttiğim gibi midedeki bakteriyi ortadan kaldırır ve hastanın ülsere sebep olan ağrı kesicileri alması yasaklanır ise %99 olasılıkla ülser gelişimi engellenebilir. Bakterinin tedavisi ise 10-15 günlük asid baskılayıcı ilaçlar ile birlikte uygun antibiyotiklerin kullanımı ile olmaktadır.
-Mide Hastasının Beslenme Şekli Nasıl Olmalıdır?
Günümüzde ülserli hastada diyetin rolü olmadığını kabul ediyoruz. Çünkü tedavisini biliyoruz ve hastalığı ortadan kaldırıyoruz. Ancak reflü hastalığında durum farklı. Reflü hastalığı olan kişi acele yemek yememeli, midesini hiçbir zaman tıka basa doldurmamalı, akşam yemeğinden sonra en az 3 saat uyumamalıdır. Yağlı ve kızartma yiyeceklerin şikayetleri arttırdığı akılda tutulmalıdır. Ayrıca salça, sirke, turşu, bira, şarap gibi fermente ve asidik besinlerden de kaçınılmalıdır. Çikolata ve kahve de reflü şikayetlerini arttırabilir.
Mide şikayeti ile bize başvuran hastalardaki şikayetleri basitçe üç guruba ayırabiliriz:
Birincisi, özellikle yemeklerden sonra olan midenin üst bölgesinde hissedilen ve göğüse doğru yayılan yanma hissi ile ağza ekşi acı su gelmesi. Bu şikayetler hemen aklımıza reflü hastalığını getirir. Bu şikayetler genellikle antiasid dediğimiz çiğneme tabletler ile hemen geçer.
İkinci gurup şikayet ise mide bölgesinde duyulan, hastayı gece derin uykudan da uyandırabilen ağrılar. Bu ağrı öncelikle akla ülser hastalığını getirir. Tabii ülser dışındaki nedenlere bağlı benzer ağrı da olabilir.
Üçüncü guruptaki şikayetler ise özellikle yemeklerden sonra ortaya çıkan şişkinlik, erken doyma gibi şikayetlerdir. Biz bu şikayetler olduğunda Dispepsi'yi düşünürüz. Ülser ve Reflü dışlandı ise genellikle hastalardaki bu şikayetler Dispepsi ile ilişkilidir. Dispepsili hastaların çok küçük bir gurubunda Helicobakter tedavisi ile düzelme sağlanabilir. Diğer hastalarda ise şikayetler çok farklı nedenlere bağlı olabilir. Karaciğer, safra yoları, pankreas hatta kalp hastaları bile benzer şikayetler ile başvurabilir. Ayırım iyi bir sorgulama, muayene ve gerekli tetkikler ile yapılır.
-Ülkemizde Reflü, Gastrit ve Ülserin Rakamsal Anlamda Görülme Sıklıığı Nedir ?
Reflü hastalığı dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de sık görülür. Toplumumuzda yaşayan insanların yaklaşık %20'sinde sık reflü şikayetleri olduğunu söyleyebiliriz yani her beş kişiden birinde. Ülser hastalığı ise reflü hastalığına göre daha az sıklıkla görülmektedir. Ayrıca hastalığın sıklığı da giderek azalmaktadır. Bunun başlıca iki nedeni var; biri ülserin en önemli nedeni olan Helicobacter Pylori mikrobu sıklığının azalması, diğeri ise mide asidini azaltan güçlü ilaçların yaygın kullanımıdır. Mide şikayetleri ile bize müracaat eden hastaların yaklaşık yarısında ağrıyı izah edecek bir durum tespit edemiyoruz, bu duruma fonksiyonel dispepsi diyoruz. Yani hastada şikayetleri izah edecek gözle görülür, muayenede bulunan yada tahliller ile ortaya çıkarılabilen bir durum tespit edemiyoruz. Bu hastaların çoğu gastrit olarak tanımlanmış hastalardır.
-Dünyadaki Durum Nedir?
Genelde geri kalmış toplumlarda ülser ve mide kanseri sık görülmektedir. Gelişmiş toplumlarda bakteriye bağlı ülser ve mide kanseri sıklığı azalmaktadır. Reflü hastalığı ve bununla ilişkili olabilen yemek borusunun alt tarafından kaynaklanan kanserler ise gelişmiş toplumlarda daha sık görülüyor. Ülkemizin sosyo-ekonomik gelişimi ile birlikte ülkemizdeki mide hastalıkları da değişiyor. Ülser ve mide kanseri azalıyor buna karşılık reflü hastalığı artıyor. Ancak ülkemizde reflü hastalığı artmakla birlikte genelde hafif seyretmekte ve tedavisi kolay olmaktadır. Reflü sıklığı bakımından gelişmiş ülkelerden bir fark yok. Ülser sıklığı bakımından da fark yok.
-Reflünün Son Dönemde Bu Kadar Yaygınlaşmasının En önemli Nedeni Nedir? Beslenme, Çevre vs?
Reflü hastalığının neden arttığı konusunda birçok etken ileri sürülmektedir. Bunlar içinde beslenme alışkanlıklarının değişmesi, insanların daha çok yemesi, alınan yağ miktarının artması ve bunların sonucunda şişmanlama ile yaşam tarzındaki değişikliklerin oluşturduğu stres öncelikle sayılabilir. Tartışmalı olan bir neden de Helicobacter Pylori mikrobunun azalmasıdır. Bakteri azaldıkça reflünün arttığı ileri sürülmektedir. Ancak bu konuda tartışmalar mevcuttur. Bir diğer neden ise hastalığın daha iyi öğrenilmesi, daha önce genelde gastrit diye tanımlanan şikayetlerin reflü ile ilgili olduğunun öğrenilmesi ve insanların yaşam kalitelerinin artması ile şikayetleri daha çok önemsemesi nedeniyle teşhisin daha sık konulması olabilir.
-Bu Rahatsızlıkların Tedavilerinde Farklılık Var mı?
Yukarıda belirttiğimiz gibi, gastrit tanısı konulan hastada ya da gastriti olduğunu ifade eden kişide doğru teşhisi koymak gerekir. Genelde gatrit teşhisi olan kişilerde sıklıkla reflü hastalığı söz konusudur. Reflü hastalığında ilaç tedavisi ile şifa sağlamak yani hastalığı bitirmek mümkün değildir, ancak kişi şikayetleri arttıran durumlardan kaçınır ve gerektiği zamanlarda ilaçlarını kullanır ise sorun olmaz. Ülser hastalığında ise durum farklı, ülserin nedeni yaklaşık %75 olasılıkla bakteri, dolayısıyla bakteri tedavi edilirse ülser sorunu ortadan kalkar. Ancak bakteri dışında ülserin bir diğer önemli nedeni ise aspirin ve ağrı kesici ile diğer romatizma ilaçlarıdır. Ülseri olan hastada bakteri yok ise ülserin nedeni büyük olasılıkla bu ilaçlardır. Bu nedenle mide şikayetleri olan hastalar bu ilaçlardan kaçınmalı, mutlak gereksinim olmadığı sürece bu ilaçları kullanmamalıdırlar.
-Ülserin İyileşme Olasılığı Nedir?
%100'dür. Günümüzdeki etkin asid baskılayıcı ilaçlar ile ülser iyileşir. Bu ilaçlar reflü için de kullanılmaktadır. Ülser iyileştikten sonra tekrar nüksedebilir. Nüksü engellemek için nedeni ortadan kaldırmak gerekir. Yukarıda belirttiğim gibi midedeki bakteriyi ortadan kaldırır ve hastanın ülsere sebep olan ağrı kesicileri alması yasaklanır ise %99 olasılıkla ülser gelişimi engellenebilir. Bakterinin tedavisi ise 10-15 günlük asid baskılayıcı ilaçlar ile birlikte uygun antibiyotiklerin kullanımı ile olmaktadır.
-Mide Hastasının Beslenme Şekli Nasıl Olmalıdır?
Günümüzde ülserli hastada diyetin rolü olmadığını kabul ediyoruz. Çünkü tedavisini biliyoruz ve hastalığı ortadan kaldırıyoruz. Ancak reflü hastalığında durum farklı. Reflü hastalığı olan kişi acele yemek yememeli, midesini hiçbir zaman tıka basa doldurmamalı, akşam yemeğinden sonra en az 3 saat uyumamalıdır. Yağlı ve kızartma yiyeceklerin şikayetleri arttırdığı akılda tutulmalıdır. Ayrıca salça, sirke, turşu, bira, şarap gibi fermente ve asidik besinlerden de kaçınılmalıdır. Çikolata ve kahve de reflü şikayetlerini arttırabilir.
