Diş Macununda Tehlike!
Uzmanlar çocukların diş macununu yutmasının tehlikesine dikkat çekiyor
Triklosan ihtiva eden ürünlerin olumsuz etkileri
Nazi kamplarında Florid kullanıldı
çocukların diş macununu yutması

Uzmanlar çocukların diş macununu yutmasının tehlikesine dikkat çekti. Dişlerini fırçalayan küçük çocukların genelde macunu yuttuğunu söyleyen uzmanlar, "Yüksek dozda flor, kansere ve zeka geriliğine neden olabilir. 5-6 yaş öncesi çocuklara macun kullandırtmayın" dedi. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, çocuk sağlığı için önemli uyarılarda bulundu. Diş macunlarının içinde 'sodyum florür' adı verilen zehirli bir kimyasalın yer aldığını anlatan Aydın, bunun doğada kullanılan flor gibi doğal özelliklere sahip olmadığını ve birden çok zararı bulunduğunu söyledi. Aydın, diş çürüğünü engellediği gerekçesiyle çocuklar için üretilen diş macunlarında da bu maddenin kullanıldığını kaydetti.Bağışıklık Sistemini Çökertir
Çocukların dişlerini fırçalarken macunu yuttuğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ahmet şunları kaydetti: "Bu çok sakıncalı. Kanserojen özelliklere sahip olan bu kimyasal madde çocuklarda zeka geriliğine yol açar. Ayrıca, bağışıklık sistemini çökertir, enfeksiyonlara karşı direnci düşürür, üreme sistemine zarar verir ve kalıcı dişlerin çıkmasını geciktirir. O nedenle yuttuğuna emin olacağımız yaşa kadar çocuklara macun kullandırtmamalıyız. Bu yaş da 5-6'dır."Sadece Diş Fırçası Kullanılabilir
Dişlerinin çıkmasıyla birlikte fırçalanmaya başlanabileceğini ifade eden Aydın, o yaşta sadece uygun diş fırçasının kullanılmasının diş sağlığı için yeterli olacağını sözlerine ekledi. Aydın fırçaya alternatif olarak da hijyenik misvakı önerdi. Diş çürüklerini önlemek için şekerli ve rafine gıdaların mümkün oldukça azaltmak gerektiğine işaret eden Aydın, "İşlenmemiş doğal gıdaları yiyin. Çocuklarınızı biberonla beslemeyin. Dişlerin iyi gelişmesi için yarı katı ve katı veya kemirilen gıdaları erken başlatın" uyarılarıında bulundu.Çocuklar Yutmamalı
İÜ Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Toksikolog Prof. Dr. Salih Cengiz;
Belli bir dozun üzerine çıkılmadıkça sorun olmaz. Ancak sürekli alınması ve yutulması durumunda bu dişleri olumsuz etkiler. Dişlerde bir takım beyaz lekelenmelere ve yumuşamalara neden olur. Dişlerin daha kolay çürümesine yol açar. Yani dişleri kuvvetlendireyim derken dozu aştığında sertleşme yerine yumuşama gibi bir sorun ortaya çıkmış olur. Bu açıdan doz çok önemli. Çocukların yutmadan kullanması büyük önem arz ediyor.Flor Son Derece Zararlı
Kimya Mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı;
Sodyum florürün diş macununda bulunma sebebi diş minesinin daha iyi gelişmesini sağlamak. Ancak flor aynı zamanda, klor, brom ve iyot gibi son derece zehirli bir kimyasaldır. Miktarı ne kadar fazla olursa, zarar verme etkisi o derece artar. Özellikle çocuklar için sakıncalı. Yutmamaları gerekir.Anne Baba Kontrol Etmeli
Ortodontist Dr. Aylin Sezen; Çocuklar genelde macunu yuttuğu için kesinlikle diş macunu önermiyoruz. Çok yutması halinde, flörüz türü hastalık oluşabilir. Bu bir kimyasal ve biz çocuğun temel olarak kimyasal bir şeye temas etmemesi gerektiği için önermiyoruz. 2 yaşın altında bebekler için diş macun kullandırtmıyoruz. 2 yaşından sonra, anne baba kontrolünde fırçaya az miktarda sürüp, dişler temizlenebilir. (Kaynak: TRT - Haber)

Triklosan ihtiva eden ürünlerin etkileri

Mikrop bulaşmasını önlemek veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, tıraş losyonları ve kozmetiklere katılan ve sağlık üzerine pek çok olumsuz etkileri olan "triklosan"ın yeni bir marifeti daha ortaya çıktı.
Proceedings of the National Academy of Sciences isimli tıp dergisinin son sayısında yayınlanan araştırmaya göre triklosan iskelet ve kalp kası fonksiyonlarını da bozuyor. Araştırmada triklosanın insanların ve hayvanların günlük hayatta maruz kalabilecekleri dozlarının kas aktivitesi üzerine olan etkileri incelendi.
Normalde, 'izole kas liflerinin' elektrikle uyarılması kas kasılmasına yol açması gerekirken triklosan varlığında kalsiyum kanallarındaki iki protein arasındaki ilişkinin bozulduğu ve bunun da iskelet ve kalp kasının kasılmasını etkilediği görüldü. Araştırmada triklosanın 'canlı hayvanlarda' da iskelet ve kalp kaslarını etkilediği de ispatlandı. Narkoz altında triklosana maruz bırakılan farelerde kalp fonksiyonlarında 20 dakika içinde yüzde 25 ve kol kavrama kuvvetinde 1 saat süreyle yüzde 18 azalma olduğu belirlendi. Kavrama kuvveti ilaçların nöro-musküler hastalıklardaki etkilerini değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan bir ölçüm.
Kalp-damar hastalıkları profesörü Nipavan Chiamvimonvat şunları söylüyor:
"Hayvanlarda elde ettiğimiz bu sonuçların insanlar için de geçerli olduğu tabii ki söyleyemeyiz, daha pek çok araştırmanın yapılması gerekir. Ancak, bu etkilerin çok farklı hayvan modellerinde ve çok farklı deney şartlarında bu kadar belirgin olması, bu maddenin hayvan ve insan sağlığı için çok zararlı olabileceğini düşündürüyor.
Triklosanın özellikle kalp fonksiyonlarına olan etkileri çok dramatik. Bir ilaç olarak kabul edilmemekle beraber, triklosan adeta kuvvetli bir kalp kası deprasanı gibi etki gösteriyor. Şu anda hastalığın tabii seyri ile, triklosana maruz kalmanın etkilerini net olarak ayırt etmek mümkün olmasa da, kalp yetersizliği olan hastalarda, triklosanın etkileri ciddi boyutlara ulaşabilir.
40 seneden beri kullanılan triklosanın kan proteinlerine bağlandığı ve dolayısıyla biyolojik olarak etkilerini kaybettiği iddialarına da güvenmemek gerekir. Bu bağlanmanın triklosanın etki göstereceği organlara daha çabuk ulaşmasını kolaylaştırması da hesaba katılmalıdır.Balıklar da etkileniyor
Araştırmada triklosanın balıklar üzerine olan etkileri de incelendi. Bu amaçla suda yaşayan yaratıklar için model olarak kabul edilen golyan balığı kullanıldı. Bu balıklar 7 gün süreyle triklosan bulunan suda bulundurulduklarında, yüzme aktivitelerinin hem normal yüzmede, hem de yırtıcı bir hayvan tarafından tehdit edildikleri durumu taklit eden yüzme testinde, kontrol grubuna göre önemli ölçüde azaldığı belirlendi.Triklosan nedir?
Triklosan, mikrop bulaşmasını önlemek veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, tıraş losyonları, kozmetikler ve başka pek çok ürüne katılan bir maddedir. 2001′de yapılan bir araştırmaya göre triklosan ve ona benzer bir ürün olan triklokarbon Amerika'da sıvı sabunların yüzde 76'sı ve kalıp sabunların yüzde 26'sında bulunuyor. Bu oranların bugün çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Son senelerde mutfak aletleri, oyuncaklar, yatak takımları, çoraplar, elbiseler, alışveriş torbaları, bilgisayar klavyeleri gibi ürünlerde de yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Triklosan alglerden balıklara ve yunuslara kadar birçok su canlısında tespit edildiği gibi varlığı insan kan, idrar ve anne sütünde de gösterildi.Triklosanın sağlığa zararları
Triklosan ihtiva eden ürünlerin insan sağlığı üzerine pek çok olumsuz etkileri var:
• Kanada Tıp Birliği (Canadian Medical Association) 2009 senesinde hükümetten bakterilerde antibiyotik direncine yol açtığı ve kloroform gibi sağlığa zararlı maddelerin oluşumuna sebep olduğu için triklosanın evlerde kullanılan ürünlerde yasaklanması istemiştir. Araştırmalara göre triklosanın sudaki klor ile reaksiyona girmesiyle muhtemel karsinojen bir madde olarak bilinen kloroform oluşmaktadır.
• Triklosan sudaki serbest klorla birleşerek diklorofenol oluşumuna da yol açmakta; bu da ultraviyole ışınların etkisiyle dioksin' e dönüşmektedir. Oluşan dioksin miktarı çok az olmakla beraber bu madde çok toksiktir ve hormonları bozucu etkisi de vardır. Ayrıca bunların vücuttan atılmaları çok yavaş olup tabiatta da çok uzun süre kalırlar. 2006′da kurbağalar ve fareler üzerinde yapılan araştırmalar çok düşük miktarlardaki triklosanın bile tiroit hormonlarının reseptörlerine bağlandığını ve tiroit hormonlarını bloke ettiğini ortaya çıkarmıştır.
• Birçok araştırmada triklosanın bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması' na sebep olduğu da gösterilmiştir.
• Triklosanla temasları fazla olan çocuklarda alerjilerin çok sık görüldüğü de pek çok araştırma ile ortaya konmuştur. Bazı kişilerde alerjik temas dermatitine yani bir tür egzamaya yol açabileceği de bilinmektedir.
• Triklosanın üreme hormonları ve beyinde hücre sinyallerini bozduğunu gösteren araştırmalar da var.Triklosan ve triklokarbonun suyollarına karışmış olduğunu, yunuslarda rastlandığını ilk gösteren bilim adamlarından olan Arizona Üniversitesinden Rolf Halden şunları söylüyor:
"Triklosan her zaman her yerde bulunan bir çevre kirleticidir. Bunun bir de market torbalarına eklenmesi zaten tabiatta yok edilmesi çok uzun zaman alan naylonun daha da zararlı olmasına yol açacaktır.Triklosan sadece diş eti iltihabını önleyebiliyor
1972 senesinden beri yüzlerce üründe kullanılmasına karşılık triklosanın insan sağlığı üzerine olan kanıtlanmış tek olumlu etkisi diş macununda bulunan triklosanın dişeti iltihabını (jinjivit) önlemesidir. Bu da 1997′de yapılmış olan çalışmadan çıkan bir sonuç.
Triklosanın diş macunu dışındaki ürünlerde insan sağlığına ekstra bir katkısı olduğunu gösteren hiçbir bulgu olmadığı gibi bu madde başta bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması, kanserojen kloroform oluşumuna yol açması, tiroit hormonlarını bozması ve çevre kirliliği yaratması gibi pek çok sağlık sorununun da sebebidir. Üstelik FDA' ya göre antibakteriyel sabun ve şampuanların normal su ve sabunla yıkanmaya göre bir üstünlüğü de yoktur. (Kaynak: Sabah)

Nazi kamplarında Florid kullanıldı

Temiz kıyafetli figüran diş doktorlarının TV ekranlarından şiddette tavsiye ettikleri filanca diş macununun ana bileşenlerinden biri olan florid bir zamanlar fare zehiri olarak kullanılıyordu. İyibilgi yine dokunulamayana dokunuyor… İyibilgi diş macununun ipliğini pazara çıkardı. Yazıyı aynen aktarıyoruz ve uyarıyoruz: Okurken dehşete kapılacaksınız!
Üstelik floridli… Bu cümleyi diş macunu reklâmlarında mutlaka duyarız. Beyaz ve sağlıklı dişler için, içinde florid olan diş macunlarına ihtiyacımız vardır. Televizyon ekranlarındaki beyaz önlüklü diş hekimleri hep böyle derler. Amerika'da ise florid içme sularına da karıştırılıyor. Avrupa'da yasak olan bu işlemi gerçekleştiren ABD'de her yıl 143 bin ton florid '' ağız sağlığı, temiz içme suyu ve su borularının hijyenliği'' adına Amerikalıların musluk sularına tatbik ediliyor. İngiltere ise floridli musluk suyunun yasaklanmadığı tek Avrupa ülkesi.
'' Thamoo Water'' 2000 yılında ABD uygulamasını örnek alarak İngiltere'de musluk sularına florid karıştırmak için yasa önerisini Londra'daki Parlementı'ya vermiş bulunuyor. Yasa önerisine İngiliz kamuoyunun tepkisi oldukça büyük oldu. Anti-Florid Kampanyası'nın yoğun çalışmaları sonucunda başta Boots, Sainsbury ve Safeway gibi büyük market zincirleri ''floridsiz diş macunları''nı üretip raflarına yerleştirmek zorunda kaldı.
Floridli diş macunlarının üzerindeki büyü kalkarken, kamuoyu florid denen ve iyi bir şey zannedilen kimyasal maddenin bir zehir olduğunu öğrendi. Ve çok daha ürkütücü bir bilgiyle karşılaştı. Kitlesel düşünce kontrolünde floridin kullanıldığını.Sodyum florid ya da fare zehiri:
19. yüzyılda yaygın deyimle "şeytan zehiri" olarak bilinen sodyum florid fare zehiri olarak kullanılıyordu. Bir çok endüstri kolunun atık ürünü olan ve sodyum silikoflorid ile birlikte elde edilen alüminyum üretimi endüstrisinin bir atığıdır. Depolanması oldukça güçtür. Denizlerin dibinde depolandığında milyonlarca balığın ve deniz canlısının ölümüne neden olmakta, eğer toprağa depolanırsa nehirlere ve yeraltı sularına karışmakta ve toprağı zehirlemektedir. Metali yeme özelliği de bulunduğu için sodyum floridin depolanması için üretilen konteynırlar oldukça pahalıya mal olmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında kapitalizmin bu zehirli atığın depolama maliyetinden kurtulmak için 'floridli diş macunları' masalını ortaya atmış, başta ABD olmak üzere dünya çapında bir dizi üniversitenin diş hekimliği ve halk sağlığı bölümlerinde diş sağlığı için floridin faydaları üzerine araştırmalar yönlendirmiş ve sonuçta her ülkede floridli diş macunları diş hekimleri kuruluşlarının onayını almıştır.
Anti Florid kampanyası'nın önde gelen sözcülerinden Massachusers Tıp Merkezi'nden Dr. Bush, sodyum floridin arsenikten 15 kat daha kuvvetli olduğunu belirtiyor. Dünyadaki kanser oranının en yüksek olduğu Amerika'da içme sularına florid tatbik edilen bölgelerde kanser oranının iki hatta üç kat daha fazla olduğu ve bu oranın nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı, nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı ile eşdeğer olduğu da açıklanan bir diğer bilgi.
Sodyum florid, diş macununun yanı sıra bir de içme suyu ile alındığında vücutta büyük bir tahribata neden oluyor. Damarlar, sinir sistemi, kemik yapısı ve dişlerde ağır bir tahribat gerçekleştiriyor. ABD'de uygulamanın, kısa adı EPA (Environmental Protection Agency Çevre Koruma Örgütü) olarak bilinen kurum aracılığıyla gerçekleştirildiğini ve EPA'nın içme sularında florid kullanılmasına ilişkin tavsiye raporları verdiğini de hatırlatmak istiyoruz. EPA hazırladığı bu ''tavsiye'' raporlarında endüstri kollarına atıklarını değerlendirmenin ve atıklarından para kazanmanın yollarını gösteriyor. Bu atıkların başında ise sodyum florid geliyor. İçme sularına florid karıştırılması yasa maddesi böylece devreye giriyor. Amerikalıların ''çevre'' koruma kurumu, sermayeyi koruma kurumu olarak faaliyet gösteriyor.Florid Nazi kamplarında
Florid kullanımının karanlıkta bırakılmış ilişkiler ağında ise çok daha ürkütücü bilgilerle karşılaşıyoruz. Florid, semap olarak bilinen ilaç üretiminde kullanılan bir malzemeyi içeriyor. Bu ise floridin üretimiyle, sarin ve soman olarak bilinen sinir gazlarının üretimini mümkün kılıyor. Bu üretimin geliştirilmesi ise 2. Dünya savaşı sırasında Hitler Almanyası'nda Yahudileri yok etmek için Zyklon B adındaki gazı üreten Alman kimya fabrikası LG. Farben'de gerçekleştiriliyor.
LG: Farben, sodyum floriden sinir gazı üretim teknolojisini 1939 yılında ALCOA adlı Amerikan alüminyum şirketinden alıyor. Nazi bilim insanları floridin içme suyuna karıştırılması için ilk deneyleri gerçekleştiriyor. Bu deneylerde içme suyundaki floridin beynin belli bir bölgesini uyuşturduğunu ve bireyin direnme gücünü kırdığını tespit ediyorlar. Bu keşiften sonra florid, Nazi toplama kamplarındaki içme sularına karıştırılıyor.
(Kaynak: dogalhayat.com.tr)
Uzmanlar çocukların diş macununu yutmasının tehlikesine dikkat çekiyor
Triklosan ihtiva eden ürünlerin olumsuz etkileri
Nazi kamplarında Florid kullanıldı
çocukların diş macununu yutması

Uzmanlar çocukların diş macununu yutmasının tehlikesine dikkat çekti. Dişlerini fırçalayan küçük çocukların genelde macunu yuttuğunu söyleyen uzmanlar, "Yüksek dozda flor, kansere ve zeka geriliğine neden olabilir. 5-6 yaş öncesi çocuklara macun kullandırtmayın" dedi. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, çocuk sağlığı için önemli uyarılarda bulundu. Diş macunlarının içinde 'sodyum florür' adı verilen zehirli bir kimyasalın yer aldığını anlatan Aydın, bunun doğada kullanılan flor gibi doğal özelliklere sahip olmadığını ve birden çok zararı bulunduğunu söyledi. Aydın, diş çürüğünü engellediği gerekçesiyle çocuklar için üretilen diş macunlarında da bu maddenin kullanıldığını kaydetti.Bağışıklık Sistemini Çökertir
Çocukların dişlerini fırçalarken macunu yuttuğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ahmet şunları kaydetti: "Bu çok sakıncalı. Kanserojen özelliklere sahip olan bu kimyasal madde çocuklarda zeka geriliğine yol açar. Ayrıca, bağışıklık sistemini çökertir, enfeksiyonlara karşı direnci düşürür, üreme sistemine zarar verir ve kalıcı dişlerin çıkmasını geciktirir. O nedenle yuttuğuna emin olacağımız yaşa kadar çocuklara macun kullandırtmamalıyız. Bu yaş da 5-6'dır."Sadece Diş Fırçası Kullanılabilir
Dişlerinin çıkmasıyla birlikte fırçalanmaya başlanabileceğini ifade eden Aydın, o yaşta sadece uygun diş fırçasının kullanılmasının diş sağlığı için yeterli olacağını sözlerine ekledi. Aydın fırçaya alternatif olarak da hijyenik misvakı önerdi. Diş çürüklerini önlemek için şekerli ve rafine gıdaların mümkün oldukça azaltmak gerektiğine işaret eden Aydın, "İşlenmemiş doğal gıdaları yiyin. Çocuklarınızı biberonla beslemeyin. Dişlerin iyi gelişmesi için yarı katı ve katı veya kemirilen gıdaları erken başlatın" uyarılarıında bulundu.Çocuklar Yutmamalı
İÜ Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Toksikolog Prof. Dr. Salih Cengiz;
Belli bir dozun üzerine çıkılmadıkça sorun olmaz. Ancak sürekli alınması ve yutulması durumunda bu dişleri olumsuz etkiler. Dişlerde bir takım beyaz lekelenmelere ve yumuşamalara neden olur. Dişlerin daha kolay çürümesine yol açar. Yani dişleri kuvvetlendireyim derken dozu aştığında sertleşme yerine yumuşama gibi bir sorun ortaya çıkmış olur. Bu açıdan doz çok önemli. Çocukların yutmadan kullanması büyük önem arz ediyor.Flor Son Derece Zararlı
Kimya Mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı;
Sodyum florürün diş macununda bulunma sebebi diş minesinin daha iyi gelişmesini sağlamak. Ancak flor aynı zamanda, klor, brom ve iyot gibi son derece zehirli bir kimyasaldır. Miktarı ne kadar fazla olursa, zarar verme etkisi o derece artar. Özellikle çocuklar için sakıncalı. Yutmamaları gerekir.Anne Baba Kontrol Etmeli
Ortodontist Dr. Aylin Sezen; Çocuklar genelde macunu yuttuğu için kesinlikle diş macunu önermiyoruz. Çok yutması halinde, flörüz türü hastalık oluşabilir. Bu bir kimyasal ve biz çocuğun temel olarak kimyasal bir şeye temas etmemesi gerektiği için önermiyoruz. 2 yaşın altında bebekler için diş macun kullandırtmıyoruz. 2 yaşından sonra, anne baba kontrolünde fırçaya az miktarda sürüp, dişler temizlenebilir. (Kaynak: TRT - Haber)

Triklosan ihtiva eden ürünlerin etkileri

Mikrop bulaşmasını önlemek veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, tıraş losyonları ve kozmetiklere katılan ve sağlık üzerine pek çok olumsuz etkileri olan "triklosan"ın yeni bir marifeti daha ortaya çıktı.
Proceedings of the National Academy of Sciences isimli tıp dergisinin son sayısında yayınlanan araştırmaya göre triklosan iskelet ve kalp kası fonksiyonlarını da bozuyor. Araştırmada triklosanın insanların ve hayvanların günlük hayatta maruz kalabilecekleri dozlarının kas aktivitesi üzerine olan etkileri incelendi.
Normalde, 'izole kas liflerinin' elektrikle uyarılması kas kasılmasına yol açması gerekirken triklosan varlığında kalsiyum kanallarındaki iki protein arasındaki ilişkinin bozulduğu ve bunun da iskelet ve kalp kasının kasılmasını etkilediği görüldü. Araştırmada triklosanın 'canlı hayvanlarda' da iskelet ve kalp kaslarını etkilediği de ispatlandı. Narkoz altında triklosana maruz bırakılan farelerde kalp fonksiyonlarında 20 dakika içinde yüzde 25 ve kol kavrama kuvvetinde 1 saat süreyle yüzde 18 azalma olduğu belirlendi. Kavrama kuvveti ilaçların nöro-musküler hastalıklardaki etkilerini değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan bir ölçüm.
Kalp-damar hastalıkları profesörü Nipavan Chiamvimonvat şunları söylüyor:
"Hayvanlarda elde ettiğimiz bu sonuçların insanlar için de geçerli olduğu tabii ki söyleyemeyiz, daha pek çok araştırmanın yapılması gerekir. Ancak, bu etkilerin çok farklı hayvan modellerinde ve çok farklı deney şartlarında bu kadar belirgin olması, bu maddenin hayvan ve insan sağlığı için çok zararlı olabileceğini düşündürüyor.
Triklosanın özellikle kalp fonksiyonlarına olan etkileri çok dramatik. Bir ilaç olarak kabul edilmemekle beraber, triklosan adeta kuvvetli bir kalp kası deprasanı gibi etki gösteriyor. Şu anda hastalığın tabii seyri ile, triklosana maruz kalmanın etkilerini net olarak ayırt etmek mümkün olmasa da, kalp yetersizliği olan hastalarda, triklosanın etkileri ciddi boyutlara ulaşabilir.
40 seneden beri kullanılan triklosanın kan proteinlerine bağlandığı ve dolayısıyla biyolojik olarak etkilerini kaybettiği iddialarına da güvenmemek gerekir. Bu bağlanmanın triklosanın etki göstereceği organlara daha çabuk ulaşmasını kolaylaştırması da hesaba katılmalıdır.Balıklar da etkileniyor
Araştırmada triklosanın balıklar üzerine olan etkileri de incelendi. Bu amaçla suda yaşayan yaratıklar için model olarak kabul edilen golyan balığı kullanıldı. Bu balıklar 7 gün süreyle triklosan bulunan suda bulundurulduklarında, yüzme aktivitelerinin hem normal yüzmede, hem de yırtıcı bir hayvan tarafından tehdit edildikleri durumu taklit eden yüzme testinde, kontrol grubuna göre önemli ölçüde azaldığı belirlendi.Triklosan nedir?
Triklosan, mikrop bulaşmasını önlemek veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, tıraş losyonları, kozmetikler ve başka pek çok ürüne katılan bir maddedir. 2001′de yapılan bir araştırmaya göre triklosan ve ona benzer bir ürün olan triklokarbon Amerika'da sıvı sabunların yüzde 76'sı ve kalıp sabunların yüzde 26'sında bulunuyor. Bu oranların bugün çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Son senelerde mutfak aletleri, oyuncaklar, yatak takımları, çoraplar, elbiseler, alışveriş torbaları, bilgisayar klavyeleri gibi ürünlerde de yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Triklosan alglerden balıklara ve yunuslara kadar birçok su canlısında tespit edildiği gibi varlığı insan kan, idrar ve anne sütünde de gösterildi.Triklosanın sağlığa zararları
Triklosan ihtiva eden ürünlerin insan sağlığı üzerine pek çok olumsuz etkileri var:
• Kanada Tıp Birliği (Canadian Medical Association) 2009 senesinde hükümetten bakterilerde antibiyotik direncine yol açtığı ve kloroform gibi sağlığa zararlı maddelerin oluşumuna sebep olduğu için triklosanın evlerde kullanılan ürünlerde yasaklanması istemiştir. Araştırmalara göre triklosanın sudaki klor ile reaksiyona girmesiyle muhtemel karsinojen bir madde olarak bilinen kloroform oluşmaktadır.
• Triklosan sudaki serbest klorla birleşerek diklorofenol oluşumuna da yol açmakta; bu da ultraviyole ışınların etkisiyle dioksin' e dönüşmektedir. Oluşan dioksin miktarı çok az olmakla beraber bu madde çok toksiktir ve hormonları bozucu etkisi de vardır. Ayrıca bunların vücuttan atılmaları çok yavaş olup tabiatta da çok uzun süre kalırlar. 2006′da kurbağalar ve fareler üzerinde yapılan araştırmalar çok düşük miktarlardaki triklosanın bile tiroit hormonlarının reseptörlerine bağlandığını ve tiroit hormonlarını bloke ettiğini ortaya çıkarmıştır.
• Birçok araştırmada triklosanın bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması' na sebep olduğu da gösterilmiştir.
• Triklosanla temasları fazla olan çocuklarda alerjilerin çok sık görüldüğü de pek çok araştırma ile ortaya konmuştur. Bazı kişilerde alerjik temas dermatitine yani bir tür egzamaya yol açabileceği de bilinmektedir.
• Triklosanın üreme hormonları ve beyinde hücre sinyallerini bozduğunu gösteren araştırmalar da var.Triklosan ve triklokarbonun suyollarına karışmış olduğunu, yunuslarda rastlandığını ilk gösteren bilim adamlarından olan Arizona Üniversitesinden Rolf Halden şunları söylüyor:
"Triklosan her zaman her yerde bulunan bir çevre kirleticidir. Bunun bir de market torbalarına eklenmesi zaten tabiatta yok edilmesi çok uzun zaman alan naylonun daha da zararlı olmasına yol açacaktır.Triklosan sadece diş eti iltihabını önleyebiliyor
1972 senesinden beri yüzlerce üründe kullanılmasına karşılık triklosanın insan sağlığı üzerine olan kanıtlanmış tek olumlu etkisi diş macununda bulunan triklosanın dişeti iltihabını (jinjivit) önlemesidir. Bu da 1997′de yapılmış olan çalışmadan çıkan bir sonuç.
Triklosanın diş macunu dışındaki ürünlerde insan sağlığına ekstra bir katkısı olduğunu gösteren hiçbir bulgu olmadığı gibi bu madde başta bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması, kanserojen kloroform oluşumuna yol açması, tiroit hormonlarını bozması ve çevre kirliliği yaratması gibi pek çok sağlık sorununun da sebebidir. Üstelik FDA' ya göre antibakteriyel sabun ve şampuanların normal su ve sabunla yıkanmaya göre bir üstünlüğü de yoktur. (Kaynak: Sabah)

Nazi kamplarında Florid kullanıldı

Temiz kıyafetli figüran diş doktorlarının TV ekranlarından şiddette tavsiye ettikleri filanca diş macununun ana bileşenlerinden biri olan florid bir zamanlar fare zehiri olarak kullanılıyordu. İyibilgi yine dokunulamayana dokunuyor… İyibilgi diş macununun ipliğini pazara çıkardı. Yazıyı aynen aktarıyoruz ve uyarıyoruz: Okurken dehşete kapılacaksınız!
Üstelik floridli… Bu cümleyi diş macunu reklâmlarında mutlaka duyarız. Beyaz ve sağlıklı dişler için, içinde florid olan diş macunlarına ihtiyacımız vardır. Televizyon ekranlarındaki beyaz önlüklü diş hekimleri hep böyle derler. Amerika'da ise florid içme sularına da karıştırılıyor. Avrupa'da yasak olan bu işlemi gerçekleştiren ABD'de her yıl 143 bin ton florid '' ağız sağlığı, temiz içme suyu ve su borularının hijyenliği'' adına Amerikalıların musluk sularına tatbik ediliyor. İngiltere ise floridli musluk suyunun yasaklanmadığı tek Avrupa ülkesi.
'' Thamoo Water'' 2000 yılında ABD uygulamasını örnek alarak İngiltere'de musluk sularına florid karıştırmak için yasa önerisini Londra'daki Parlementı'ya vermiş bulunuyor. Yasa önerisine İngiliz kamuoyunun tepkisi oldukça büyük oldu. Anti-Florid Kampanyası'nın yoğun çalışmaları sonucunda başta Boots, Sainsbury ve Safeway gibi büyük market zincirleri ''floridsiz diş macunları''nı üretip raflarına yerleştirmek zorunda kaldı.
Floridli diş macunlarının üzerindeki büyü kalkarken, kamuoyu florid denen ve iyi bir şey zannedilen kimyasal maddenin bir zehir olduğunu öğrendi. Ve çok daha ürkütücü bir bilgiyle karşılaştı. Kitlesel düşünce kontrolünde floridin kullanıldığını.Sodyum florid ya da fare zehiri:
19. yüzyılda yaygın deyimle "şeytan zehiri" olarak bilinen sodyum florid fare zehiri olarak kullanılıyordu. Bir çok endüstri kolunun atık ürünü olan ve sodyum silikoflorid ile birlikte elde edilen alüminyum üretimi endüstrisinin bir atığıdır. Depolanması oldukça güçtür. Denizlerin dibinde depolandığında milyonlarca balığın ve deniz canlısının ölümüne neden olmakta, eğer toprağa depolanırsa nehirlere ve yeraltı sularına karışmakta ve toprağı zehirlemektedir. Metali yeme özelliği de bulunduğu için sodyum floridin depolanması için üretilen konteynırlar oldukça pahalıya mal olmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında kapitalizmin bu zehirli atığın depolama maliyetinden kurtulmak için 'floridli diş macunları' masalını ortaya atmış, başta ABD olmak üzere dünya çapında bir dizi üniversitenin diş hekimliği ve halk sağlığı bölümlerinde diş sağlığı için floridin faydaları üzerine araştırmalar yönlendirmiş ve sonuçta her ülkede floridli diş macunları diş hekimleri kuruluşlarının onayını almıştır.
Anti Florid kampanyası'nın önde gelen sözcülerinden Massachusers Tıp Merkezi'nden Dr. Bush, sodyum floridin arsenikten 15 kat daha kuvvetli olduğunu belirtiyor. Dünyadaki kanser oranının en yüksek olduğu Amerika'da içme sularına florid tatbik edilen bölgelerde kanser oranının iki hatta üç kat daha fazla olduğu ve bu oranın nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı, nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı ile eşdeğer olduğu da açıklanan bir diğer bilgi.
Sodyum florid, diş macununun yanı sıra bir de içme suyu ile alındığında vücutta büyük bir tahribata neden oluyor. Damarlar, sinir sistemi, kemik yapısı ve dişlerde ağır bir tahribat gerçekleştiriyor. ABD'de uygulamanın, kısa adı EPA (Environmental Protection Agency Çevre Koruma Örgütü) olarak bilinen kurum aracılığıyla gerçekleştirildiğini ve EPA'nın içme sularında florid kullanılmasına ilişkin tavsiye raporları verdiğini de hatırlatmak istiyoruz. EPA hazırladığı bu ''tavsiye'' raporlarında endüstri kollarına atıklarını değerlendirmenin ve atıklarından para kazanmanın yollarını gösteriyor. Bu atıkların başında ise sodyum florid geliyor. İçme sularına florid karıştırılması yasa maddesi böylece devreye giriyor. Amerikalıların ''çevre'' koruma kurumu, sermayeyi koruma kurumu olarak faaliyet gösteriyor.Florid Nazi kamplarında
Florid kullanımının karanlıkta bırakılmış ilişkiler ağında ise çok daha ürkütücü bilgilerle karşılaşıyoruz. Florid, semap olarak bilinen ilaç üretiminde kullanılan bir malzemeyi içeriyor. Bu ise floridin üretimiyle, sarin ve soman olarak bilinen sinir gazlarının üretimini mümkün kılıyor. Bu üretimin geliştirilmesi ise 2. Dünya savaşı sırasında Hitler Almanyası'nda Yahudileri yok etmek için Zyklon B adındaki gazı üreten Alman kimya fabrikası LG. Farben'de gerçekleştiriliyor.
LG: Farben, sodyum floriden sinir gazı üretim teknolojisini 1939 yılında ALCOA adlı Amerikan alüminyum şirketinden alıyor. Nazi bilim insanları floridin içme suyuna karıştırılması için ilk deneyleri gerçekleştiriyor. Bu deneylerde içme suyundaki floridin beynin belli bir bölgesini uyuşturduğunu ve bireyin direnme gücünü kırdığını tespit ediyorlar. Bu keşiften sonra florid, Nazi toplama kamplarındaki içme sularına karıştırılıyor.
(Kaynak: dogalhayat.com.tr)
